Fransa ve Birleşik Krallık, Avrupa’nın ikinci ekonomisi olarak birbirlerini takip etmektedir. Fransa, kararların çoğunlukla Paris’te alındığı oldukça merkezi bir ülkedir. Diğer büyük şehirler arasında Marsilya, Lyon, Toulouse ve Nice bulunmaktadır.
2024 yılı itibariyle Fransa’nın nüfusunun 64,88 milyon civarında olacağı öngörülmektedir. Ülke, yaklaşık %0,15’lik bir büyüme oranıyla mütevazı bir nüfus artışı yaşamaktadır.
Dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahip olan Fransa, havacılık, otomotiv ve lüks mallar gibi çeşitli sanayi sektörleriyle tanınmaktadır. Aynı zamanda Avrupa’nın önde gelen tarım üreticilerinden biridir.
Fransa’nın akıllı ekonomik çerçevesi, hükümetin büyük holdingleri kısmen ya da tamamen özelleştirmesiyle birlikte tüm sektörlerde çeşitlendirmeye gitmektedir. Bunlar arasında Renault, Air France, France Telecom ve Thales gibi şirketler bulunmaktadır. Ancak hükümetin güçlü olduğu alanlar ağırlıklı olarak enerji, savunma ve toplu taşıma sektörleridir.
Fransa’nın başkenti Paris aynı zamanda ticaretin de merkezidir. Çoğu büyük kuruluşun merkezi Paris’te ya da Paris çevresinde bulunmaktadır. Hizmetler ve endüstriyel ürünler için burası oldukça geniş bir kapsama alanı ile başlamak için iyi bir yer olabilir. Buradan ikinci kademe ve daha küçük şehirlere yaklaşabilirsiniz.
Fransa’da müşteri bulmak, Fransızca dilini iyi bilmeyi ve kültürü iyi anlamayı gerektirir. Kendiniz Fransız değilseniz (ve tercihen doğru eğitim geçmişine sahip olarak Paris’te yaşıyorsanız) pazara erişmeniz zor olacaktır.
Nezaket, Fransız iş kültürünün önemli bir yönüdür. Formaliteler Fransızların iş yapma biçimlerini, selamlaşmalarını, davranışlarını ve kullandıkları dili etkiler. İlk isimle hitap etmek sadece size söylendiğinde kabul edilebilir. Bununla birlikte, Fransa’da işlerin iki düzeyde gerçekleştiği unutulmamalıdır. Yüzeyde, kibar, profesyonel ve zaman zaman soğuk ve havasız olarak değerlendirilebilir. İkinci düzeyde ise çok güçlü bağlar ve kişisel ilişkiler söz konusudur. Statü ve başarının bir yansıması olduğu için iyi giyinmek de gereklidir.
Alfred Griffioen, Exporteers’ın kurucusu
Geçtiğimiz 15 yıl içinde ben ve çalışma arkadaşlarım, ürünlerini yurtdışına satmayı hedefleyen marka sahipleri için dünya çapında yüzlerce acente, distribütör, ithalatçı ve perakendeciye ulaştık. 2012 yılında bir görüşme yapmak için bir telefon yeterliydi. Bugün ise önce teklifinizi göndermeniz, sonra da birilerinin cevap vermesini ummanız gerekiyor.
Müşterilerinize ulaşmak için gereken distribütörler zaten rakiplerinizle çalışıyor. Pazarlama, stok ve satış için yatırım yaptılar ve para kazanıyorlar. Onlardan size geçmelerini istemek, her şeye yeniden başlamalarını istemek anlamına gelir.
Tecrübelerime göre, yalnızca bir web sitesi veya ürün kataloğu gönderirseniz, cevaplar nadiren geliyor. Rakamlar fark yaratır. Beklenen hacimleri, marjları, satış çabasını ve yatırımı gösterin. Sadece sizin için değil, onlar için de bir iş durumu olduğunu gösterin.
İşletmeniz gerçekten uluslararası olsa bile, yerel web sitesi çevirileri oluşturmak ve metninizin kültürle uyumlu olup olmadığını kontrol etmek akıllıca olabilir.
İçerikle ilgili olarak, benim kişisel deneyimim, bir dilde başarılı bir blog konunuz varsa, bunun diğer dillerde de başarılı olma olasılığının yüksek olduğudur. Tekerleği yeniden icat etmeyin, sadece uygun bir çeviri yapın.
Öncelikle ithalat vergisi ödemeniz veya KDV ödemeniz gerekebilir. Ülkede kendi tüzel kişiliğiniz yoksa bu karmaşık olabilir.
Alınması gereken sertifikalar veya onaylar gibi finansal olmayan engeller de olabilir. Özellikle gıda, kozmetik veya ilaç için bu durum söz konusu olabilir. Pazarlamanıza yatırım yapmadan önce bile bunu önceden kontrol edin.
Dünyadaki hemen hemen her ülke veya ticaret bloğu, uluslararası HS-kod listesinde kendi detaylandırmasına sahiptir. Raporumuzla yanlış sınıflandırmalar, gecikmeler ve beklenenden daha yüksek gümrük vergileri riskini büyük ölçüde azaltırsınız.
Bize ne göndermek istediğinizi ve nereye göndermek istediğinizi söyleyin, biz de size en olası koda ulaşmak için ilgili tüm soruları soralım.
Öncelikle ürün veya hizmetinizin son kullanıcılarının kimler olabileceğini belirleyin.
Şimdi kimden satın alıyorlar?
Değer zincirindeki birkaç kilit oyuncuyla teklifinizi nasıl algıladıklarını görüşün ve onlara rakibinizin kim olduğunu sorun.
Ancak o zaman ürününüzü veya hizmetinizi konumlandırabilir ve potansiyel alıcılara etkili bir şekilde yaklaşabilirsiniz.
Evet, bunu kesinlikle yapabiliriz çünkü ülkede deneyimli iş geliştiricilerimiz var.
Elbette ürününüzün iyi olması, iyi belgelenmiş olması ve kendi ülkenizde en iyi satış süreçlerini keşfetmiş olmanız önemlidir.